ANASAYFA FİRMA REHBERİ REKLAM BİZE ULAŞIN
   
Erzurum
Erzurum Tarihi
 
Erzurum İsminin Anlamı

Doğu Anadolu’nun merkezi, “dadaşlar diyârı, kahramanlar ocağı ve şehri”; Erzincan, Gümüşhane, Muş, Bingöl, Ağrı ve Kars arasında yer alan bir ilimiz.

Erzurum “Azzi”, “Erzen” (Darı), “Arze” ve bilhassa Müslüman Arapların “Erzenu’r Rûm” (Erzen-i Rûm) ismiyle anılan aynı bölgedeki eski ve târihî bir şehirden gelir. Türkler Erzurum ismini vermişlerdir.
 
Kronolojik Tarihi

Kaynak: Dr. Lütfi SEZEN

MÖ. XI. yy. (Azzi–Hayaşa) dönemi
MÖ.VIII. yy. (Urartu) egemenliği dönemi
MÖ. Önce 585–550 (Medler) dönemi
MÖ. 550–530 (Persler) dönemi
MÖ. 330–323 (İskender) dönemi
MÖ. 323–120 (Selokit Krallığı) dönemi
MÖ. 120–34 (Partlar) dönemi
MÖ. 34 Roma egemenliğinin başlaması
MÖ. 395 (Bizans) egemenliğinin başlaması
610 Erzurum`un Sasanilerin eline geçmesi
638 İlyaz Bin Ganen`in Erzurum`u ele geçirmesi
651 Habib bin Mesleme`nin Erzurum`u Bizans`tan geri alması
686 Bizanslı komutan Leontlos`un Erzurum`u alması
700 Emevi Halifesi Abdülmelik`in oğlu Abdullah`ın Erzurum`u Bizans`tan geri alması
753 Kentin yeniden Bizanslıların eline geçmesi
772 Ermeni ayaklanması üzerine kente gelen Amr bin İsmail el–Haris`in yöreyi Abbasi yönetimine bağlaması
934 Loannes Kurkuas`ın kenti ele geçirerek Bizans yönetimine bağlaması
948 Kentin Abbasiler tarafından geri alınması
949 Loannes Çimiskes`in kenti yeniden Bizans yönetimine bağlaması
979 Erzurum yöresinin Bağratlı David`e verilmesi
1001 II. Basileos`un Erzurum yöresini Bağratlılardan geri alması
1019 II. Basilleosun Oltu`yu ele geçirmesi
1048 İbrahim Yinal ve Kutalmış Bey`in Erzurum yöresine akınlar yapması
1054 Tuğrul Bey`in Erzurum önlerine kadar ilerlemesi
1058 Yakut Bey`in Erzurum yöresindeki bir çok yeri ele geçirmesi
1071 Erzurum yöresini fetheden Ebulkasım`ın Saltuklular beyliğini kurması
1202 Anadolu Selçuklu sultanı II. Süleyman şah`ın Saltuklular beyliğini ortadan kaldırması
1230 Alaeddin Keykubat`ın Erzurum beyi Cihanşah`ı görevden alarak kendi doğrudan Anadolu Selçuklu yönetimine bağlaması
1242 Erzurum`un Moğolların eline geçmesi
1295 Erzurum`un tümüyle İlhanlı egemenliği altına girmesi
1358 Erzurum`un Cezayirli Uveys Bahadır Han`ın eline geçmesi
1385 Karakoyunluların Erzurum`u ele geçirmesi
1387 Timur`un, kenti Mutahharten`in yönetimine vermesi
1404 Timur`un ölmesi üzerine Yusuf Ali adlı bir Türkmenli kent yönetimini ele geçirmesi
1434 Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman`ın Erzurum`u alması
1468 Akkoyunlu Uzun Hasan`ın Erzurum`u ele geçirmesi
1502 Erzurum`un Safevilerin eline geçmesi
1517 Yavuz Sultan Selim`in Erzurum`u Osmanlı yönetimine bağlaması
1535 Erzurum Beylerbeyi`nin kurulması
1590 Kent halkının yeniçerilere karşı ayaklanması
1622 Abaza Mehmet paşanın ayaklanması
1628 Abaza Mehmet paşanın ayaklanmasının sona ermesi
1803 Erzurum Valisi Gürcü Osman paşanın ayaklanması
1828 Erzurum`un Rus işgaline uğraması
1829 Rusların Erzurum`dan çekilmesi
1856 Türk–Rus savaşı (Gavurboğan savaşları)
1877 Erzurum`un yeniden rus işgaline uğraması ve şanlı Aziziye savaşında Erzurum`un Türk tarihine emsalsiz bir zafer kazandırması
1879 Berlin antlaşması ile Rus işgalinin sona ermesi

Fiziki Yapısı

Erzurum dağlık bir bölgedir. İl çepeçevre dağlarla çevrilidir. Yüzölçümünün % 64’ü dağlık, % 20’si plato ve % 12’si yaylalardan ibârettir. Ovalar sâdece % 4’tür.

Dağları: Erzurum dağlık bir bölgedir. Dağların çoğu 3000 metreyi aşar. İl topraklarında Rize Dağları, Karasu-Aras Dağları, Mescit Dağları, Kargapazarı Dağları gibi sıra dağlar yer alır. Başlıca yüksek dağları şunlardır: Bingöl Dağları (Dağkale Tepe 3193 m), Karagöl Dağları (Şakşak Tepe 3057 m), Palandöken Dağları (Karakaya Tepe 3167 m), Şahvelet Dağları (Kandil Tepe 2922 m), Mescit Dağları (Mescit Tepe 3239 m), Naldöken Tepe (3153 m), Veli Baba Tepesi (3186 m), Akbaba Dağı (3058 m), Bozan Dağı (2924 m), Dumlu Dağı (3169 m), Çakmak Dağı (3063 m), Kargapazarı Dağları (Baldırkanlı Tepe 3045 m), Palandöken Dağları ile Bingöl Dağları arasında kalan Tekman Yaylası, Doğu Anadolu’nun en yüksek yaylasıdır. Ortalama 2500 m olup, en alçak yeri 1800 metredir. Yaylanın 30 km2ye yakın bir ovalık kısmı vardır. Yüksek dağların zirveleri devamlı karlıdır.

Ovaları: Erzurum da ovlar 2000 metreye yakındır. Başlıca üç ovası vardır. Erzurum, Pasinler, Hınıs ovasıdır. Erzurum Ovası 520 km2lik bir sahayı kaplar. Uzunluğu 50 km, genişliği 13 km’dir. Denizden yüksekliği 1750-1900 m’dir. Pasinler Ovası; Pasinler ilçesinin bulunduğu ovadır. Uzunluğu 45 km, genişliği 12 km’dir. Yüzölçümü 420 km2dir. Hınıs Ovasının yüzölçümü 170 km2dir. Bu ovalara ilâveten Çoruh, Karasu, Aras, Oltu ve Tortum vâdileri vardır.

Akarsuları: Yüksek irtifâda olan Erzurum, senenin 150 günü karlarla kaplıdır. Yaz hâriç diğer üç mevsimde yağış miktarı fazladır. Kar ve yağmur suları birçok akarsuları meydana getirir. Karasu:Dumlu Dağından çıkar, Pasinler ve Erzurum ovalarını sulayıp, Erzincan’a girer. Erzincan’dan sonra Keban yakınında Murat Suyu ile birleşrek Fırat’ın yukarı kolunu teşkil eder. Çoruh Irmağı: Erzurum Mescit Dağlarından çıkarak İspir ve Çamlıkaya’dan sonra Artvin’e ulaşır. Aras Irmağı: Bingöl Dağlarından çıkarak Pasinler ve Horasan ilçelerini sular. Kars’a girer. Ruslarla hududumuzu teşkil eder. Oltu Çayı: Kargapazar Dağlarından çıkan bir kol Oltu’dan geçip, Allahüekber Dağından çıkan ikinci kol ile Şenkaya’da birleşir. Artvin’e girip Çoruh Irmağına katılır. Tortum Çayı: Mescit Dağlarından çıkar, Tortum Derelerini toplar ve Tortum Gölüne dökülür. Tortum Çağlayanı ile akarsu Artvin’de Oltu Çayı ile birleşir. Hınıs Çayı Bingöl Dağlarından çıkar. Tekman Yaylasının sularını toplayıp, Hınıs Ovasının ortasından geçerek Erzurum’u terk eder. Erzurum, Doğu Anadolu’nun su taksim noktasıdır.

Gölleri: Erzurum ilinin sâdece bir gölü vardır. Tortum Çayının güzergâhı, Kemerli Dağdan bir toprak kayması ile tıkanarak Tortum Gölü meydana gelmiştir. Tortum Çayının suları 50 metre yükseklikteki Tortum Şelâlesinden inerek yoluna devâm eder. Tortum Çağlayanı Türkiye’nin en yüksek çağlayanıdır. Tortum Gölünden hidroelektrik santralla elektrik istihsal edilmektedir.
İklim ve Bitki Örtüsü
 

Erzurum ili Türkiye’nin en yüksek ve en soğuk illerinden biridir. Sert kara iklimi hüküm sürer. Kışlar çok soğuk ve karlı, yazlar çok sıcak ve kurak geçer. Senenin 150 günü karla örtülüdür. Yağış miktarı 460 mm’dir. Eriyen karlar akarsuları besler.

Erzurum ilkbaharda yemyeşil, kışın beyaz, yaz ve sonbaharda sapsarı (bozkır) görünümündedir. Orman ve fundalıklar yüzölçümün % 9’udur. 1900-2000 m yükseklikte sarıçam ve meşe ağaçlarından ibârettir. Çayır ve mer’aları arâzinin % 68’ini kaplarken, ekili ve dikili arâzi % 18’dir. Ormanlar kuzeydeki dağların güneye bakan yamaçlarındadır.
Ekonomik Faaliyetler

Ekonomisi tarıma dayanır. Sanâyi yeni gelişmektedir. Faal nüfûsun % 80’i tarım, hayvancılık, ormancılıkla uğraşır. 1969’dan beri açılan “Doğu Fuarı” bölgenin ekonomik gelişmesini dünyâya duyurmakta, turizme hizmet etmektedir. 650 bin m2lik sahada kurulan fuara genellikle 300’den fazla kuruluş katılıp, 500 binden fazla kişi ziyâret etmektedir. 23 Temmuz-23 Ağustos târihleri arasında açılmaktadır.

Tarım: Erzurum tarımında hayvancılık tarla ürünlerinden önce gelir. İklim çok sert olduğu için yetişen ürünler sayılıdır. Buğday, arpa, çavdar, fiğ (hayvan yemi), mercimek, pancar, ayçiçeği, korunga yetişir. Yetişen sebze yeterli olmayıp, ihtiyacının mühim kısmı güney illerden gelir. Meyve olarak, elma, armut, erik, vişne, kiraz, ceviz, ayva, kayısı ve kızılcık yetişir. Erzurum ve Pasinler ovasında sulama tesisleri yapılmıştır. Sulu tarım ile verim artmıştır.

Hayvancılık: Hayvancılık Erzurum ekonomisinin bel kemiğidir. Nüfûsun büyük kısmı hayvancılıkla uğraşır. Çayır, mer’a ve yaylalar hayvancılığa müsâittir. Koyun, sığır ve kıl keçisi beslenir. Arıcılık da çok gelişmiştir. Kovan sayısı 60 bine yakındır. Ilıca’da modern at harası vardır.

Ormancılık: Orman varlığı zengin değildir; 200 bin hektardır. Ormanları verimsizdir. 107 köy orman içinde ve kenarındadır. Her sene 42 bin m3 sanâyi odunu ile 22 bin ster yakacak odun elde edilir. Ağaçlandırma faâliyeti devâm etmektedir. 1984-88 târihleri arasında şehir içinde 650.000’e yakın ağaç dikilmiş olup, yeşil alanlar gitikçe çoğaltılmaktadır.

Mâdenleri: Mâden bakımından zengin değildir. Linyit, bakır, civa, mâden kömürü, kurşun, çinko, perlit, krom, mangenez ve alçıtaşı rezervleri mevcuttur. Şark linyitleri işletmesinde 60 bin ton linyit ile az miktarda krom ve alçıtaşı istihsal edilir. Kömürü bölgeye yetecek kapasiteye gelmiştir.

Sanâyi: Erzurum soğuk iklimi sebebiyle sanâyi bakımından az gelişmiş illerimizdendir. Başlıca sanâyi kuruluşları şunlardır: Et Kombinası, Şeker Fabrikası, Pasinler Tuğla ve Kiremit Fabrikası, Erzurum Yün İşletmesi, Yem Fabrikası, Aşkale Çimento Fabrikası, Süt Fabrikası, Nebâtî Yağ Fabrikası, Deri ve Ayakkabı Fabrikası, Bütangaz Dolum Tesisleri, Sümerbank Yünlü Sanâyi ve Yapağı Yıkama Tesisleri, İspir Ayakkabı Fabrikası ve Tekele âit Tuzlalar. Son yıllarda alınan kararlarla doğuda yatırımlar teşvik edilmiştir. Erzurum-Ilıca yolu üzerinde 75 parsellik organize sanâyi bölgesinin alt yapı tesis ve hizmetleri bitirilmiştir. Erzurum’un Oltutaşı, kürkleri, halı ve bıçakları meşhurdur. 1983-88 târihleri arasında, döküm, un, lastik-kauçuk, ham deri işleme, yem, boya, et ve et mâmulleri üretimi, yünlü ve sentetik iplik, oto ve iş makinaları lastik kaplama ve rejinere kauçuk fabrikaları kurulmuştur.

Ulaşımı: Erzurum kara, hava ve demiryolu ile yurdun her tarafına bağlanmış bulunmaktadır. Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars yolu Horasan’dan Ağrı-Doğubeyazîd- Gürbulak sınır kapısına bağlanır. Aşkale’den ayrılan bir yol E-390 karayolu ile Trabzon’a ulaşır. Her türlü uçakların inebileceği modern bir hava pisti ve havaalanı tesisleri vardır. Her gün Ankara-İstanbul istikâmetine yolcu uçağı kalkar. Ayrıca, İzmir, Adana, Diyarbakır, Elazığ, Van, Malatya, Dalaman, Antalya, Sivas, Trabzon, Kayseri ve Gaziantep’e yurt içi seferler yapılmaktadır. Haydarpaşa-Erzurum-Kars, Kars-Mersin, Kars-İzmir arasında sefer yapan yolcu trenleri ile altı doğuya, altı batı istikâmetine giden yük trenleri ile demiryolu güzergâhında kesif bir trafik vardır. Horasan ile Karasu’ya banliyö trenleri çalışır. Otobüs terminali Türkiye’nin en geniş terminallerinden biridir.
 
Tarihi Eserler ve Turistik Yerler

Erzurum zengin târihî eserleri, temiz havası, soğuk ve güzel suları, tabiî güzellikleri, dağ ve kış sporları, kaplıca ve ılıcaları ile turizme çok elverişlidir.

Erzurum Kalesi: Romalılar devrinde yapılmıştır. Osmanlı devleti zamânında ve o devre kadar bölgeye hâkim olan devletler tarafından bir çok defâ tâmir ettirilmiştir. Kaynaklarda üç kat surla çevrili olduğu bildirilen kalede 110 burç ve kule bulunuyordu. İç ve dış kuleler yıkılmıştır.


Hınıs Kalesi: Hınıs ilçesinin bahçe mahallesinde kayalar üzerine yapılmıştır. Yapım târihi kesin belli olmamakla birlikte İlhanlılar döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Kânûnî Sultan Süleymân devrinde tâmir edilmiş olan kalenin büyük kısmı yıkık vaziyettedir.

İspir Kalesi: İspir ilçesinin kuzeybatısında Çoruh nehri kıyısındadır. Yapım târihi belli değildir. Saltuklu, Selçuklu ve Osmanlılar devrinde tâmir edilmiştir. Kalenin dış surları yıkılmış olup, iç kale surları ve burçları sağlamdır.


Oltu Kalesi: Oltu Çayı kıyısında, sarp bir tepe üzerinde yapılmıştır. Yapım târihi kesin belli değildir. İç kale sağlam olup, güneyinde büyük ve görkemli bir burcu vardır. Diğer kısımları yıkılmıştır.


Hasankale (Pasinler Kalesi): Hasanbaba Dağı eteğinde, Pasinler ilçesinin doğusundaki kayalıklar üzerindedir. Bâzı kaynaklarda İlhanlılardan Emir Hacı Togay’ın oğlu Hasan tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. Yıkık vaziyettedir. İç kalenin güney ve batı bölümleri sağlamdır.

Avnik (Soğuksu) Kalesi: Pasinler’in Güzelhisar (Avnik) köyünün kuzeyindedir. Selçuklu ve Saltuklu mîmârisinin hâkim olduğu kale üç surla çevrilidir.

Tortum Kalesi: Tortum ilçesinden 14 km uzaklıkta Kale köyündedir. Yapım târihi kesin belli değildir. Kuzey bölümündeki duvar ve burçlar sağlamdır.

Çifte Minareli Medrese: Erzurum’un bir nevi sembolüdür. Selçuklu Sultânı Birinci Alâeddîn Keykubat’ın kızı Hüdâvent Hâtun tarafından 1253 senesinde yaptırılmış olup, Anadolu’nun en büyük sanat şâheserlerinden biridir. Kümbeti de Erzurum’un en büyük kümbetidir. 26 metre yüksekliğindeki çift minâresi renk renk çinilerle süslüdür. 37 odası ve câmisi vardır. Dördüncü Murad Han tâmir ettirmiştir. Müze olarak kullanılmaktadır. Medresenin bâzı yazı ve parçaları sökülerek Leningrad Müzesine götürülmüştür. Anadolu’daki medreselerin en büyüğüdür. Çinilerle süslü minârede Allah, Muhammed ve ilk dört büyük halîfenin (Çihâr Yâr-ı Güzîn) isimleri vardır. Medresenin ikinci katı dört eyvan arasında, dört müstakil grup hâlinde tanzim edilmiştir. Birinci kata inmeden bir bölümden diğerine geçmek mümkün değildir. İkinci kat hücreleri de alt kattakiler gibi dikdörtgen plânlı olup, kırma taşlarla örülmüş, beşik bir tonozla örtülüdür. Alt kat hücre kapılarında görülen çok değişik şekiller ve tezyinat üst kattakilerde görülmez.

Yakutiye Medresesi: İlhanlı Sultanı Olcayto zamânında 1310’da yaptırılmıştır. Taş kapısının işlemeleri çok kıymetli bir sanat şaheseridir. Kubbeli medrese dört eyvanlı kapalı avlulu medrese tipindedir. Taçkapı cephenin tam ortasındadır. Cephenin iki köşesine kesme taştan iki silindirik istinat kulesi yerleştirilmiştir. Medrese, Hoca Cemâleddîn Yâkut tarafından, Sultan Gazan ve Horasanlı Bolugan Hâtun yardımıyle yaptırılmıştır.

Ahmediye Medresesi: Süslemesiz, sâde bir yapıdır. İlhanlılar zamânında 1314’te yapılmıştır. Erzincankapı mevkiinde ve Murad Paşa Câmii yakınındadır. Harâbe hâlindedir. Ahmed bin Ali bin Yûsuf yaptırmıştır.

Şeyhler Medresesi: Osmanlı devri medreselerinden kalan bir medresedir. 1760’da inşâ edilmiştir. Bir avlu etrâfına toplanmış tek katlı hücrelerden ibârettir.

Kadıoğlu Medresesi: İspir ilçesi Çarşı Câmii yakınlarındadır. 1726’da Erzurum Müftüsü Kâdızâde Mehmed Efendi tarafından yaptırılmıştır. Avlu çevresinde on ders odası vardır. Yapı dıştan toprakla örtülü olup, ders odaları avluya açılan pencerelerden ışık alır.

Ulu Câmi: Saltukoğullarından Ebü’l-Feth Muhammed tarafından 1179’da yaptırılmıştır. Gördüğü tâmirâtlar yüzünden ilk şeklini kaybetmiştir. Erzurum’un en eski ve en büyük câmisidir. Atabey veya Atabek Câmii de denir. Doğu ve kuzeyinde ayrı üslûp ve yapıda üç kapısı vardır.

Lala Paşa Câmii: Yâkutiye Medresesinin doğusundadır. 1562’de Kıbrıs Fâtihi Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Beyaz taştan yapılan minâre, kırmızı taş bileziklerle süslüdür. Minâre boyu kısadır. İç süslemesi, renk, yapı ve ünlü çinileriyle, klasik Osmanlı mîmârîsinin önemli eserlerindendir.

Murad Paşa Câmii: 1573’te, Sadrâzam Kuyucu Murad Paşa tarafından Erzurum beylerbeyi iken yaptırılmıştır. Ahşap minber ve kapıları Osmanlı ağaç işlemeciliğinin güzel örneklerindendir.

Kurşunlu Külliyesi: Câmi ve medreseden meydana gelen külliye, 1701’de Şeyhülislâm Erzurumlu Feyzulah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Minâresi 8 sıradan meydana gelmiş ve kırmızı taştan yapılmış halkalarla süslüdür. Câmi kapısının ağaç işçiliği çok kıymetlidir. Medrese on iki odalı olup, klâsik Osmanlı medreseleri plânındadır.

Kale Mescidi: İç kalededir. Saltuklular devride yaptırılmıştır. Kümbet biçimiyle değişik bir mîmârî tarzı vardır.

Esad Paşa Câmii: 1835’te Erzurum Vâlisi Esad Muhlis Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1852’de Sultan Abdülmecîd Han Nûruosmâniye Câmiine benzeterek onartmıştır. Erzurum câmileri içinde en yüksek kubbeli olanıdır.

Gürcü Kapısı (Ali Ağa ) Câmii: On yedinci asır başlarında yeniçeri başı Kürkçü Ali Ağa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kare plânlı ve tek kubbeli bir câmidir.

Cennetzâde Câmii: 1786’da Erzurumlu İsmâil Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Emir Saltuk (Melik Gâzi)Kümbeti: Çifte minâreli medresenin güneyinde bulunan üç kümbetten en büyüğüdür. On ikinci asır sonlarında yapılmış Anadolu’nun en eski kümbetlerindendir. İçinde Saltukoğullarından Emir Saltuk medfundur.

Karanlık Kümbet: 1308 senesinde yapılmıştır. Derviş Ağa Câmiinin karşısındadır. Emir Sadreddîn Tübey tarafından yaptırılmıştır.

Gümüşlü Kümbet: Kare kâideli ve sekizgen gövdelidir. Kıble istikâmetinde küçük bir mihrabı vardır. Gıyâseddîn Gâzi için yapılmıştır. On üçüncü asır eserlerindendir.

Cimcime Sultan Kümbeti: Ulu Câminin kuzeyindedir. On dördüncü asrın başlarında inşâ edilmiştir.

Râbia Hâtun Kümbeti:Kayseri’deki döner kümbete benzemektedir. On dördüncü asır başlarında yapılmıştır. Sâdece yarım bir duvarı kalmıştır.

Taşhan (Rüstem Paşa)Kervansarayı: 1514-1561 târihleri arasında Sadrâzam Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Fevziye Mahallesindedir. Oltu taşı îmâlatçıları çarşı olarak kullanmaktadır.

Boyahâne Hamamı: Boyahâne Câmiinin yanındadır. 1567’de Hacı Emin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yıkılan yapı daha sonra onarılmıştır.

Şeyhler Hamamı: Şeyhler Mahallesinde olup, Şeyhler Câmiine vakıf olarak 13. yüzyılda Habib Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Erzurum çeşmeleri: Erzurum, çeşmeleri ile de ünlüdür. İl merkezinde elliden fazla çeşme olup, en meşhurları şunlardır:Cennet Çeşmesi, Şâfiler Çeşmesi (1556), Kale Çeşmesi (1681), İsmâil Ağa Çeşmesi (1734), Akpınar Çeşmesi (1745), Yazıcıoğlu Çeşmesi (1748), Dörtgüllü Çeşme (1775),

Erzurum Tophânesi: Dördüncü Murad Han yaptırmıştır. Erzurum’da dökülen Balyemez toplarını 4000 dev cüsseli camız çekerek Revan’a getirmiş ve İran’a karşı zafer kazanılmıştır. Erzurum’da dökülen toplar, dünyâ silâh târihine geçmiştir.

Saat Kulesi (Tepsi Minâre): Şehrin en yüksek noktası İçkale’dedir. On ikinci asırda Saltukoğulları tarafından gözetleme kulesi olarak yapılmıştır. Kâidesi kesmetaş, gövdesi tuğladandır. Üst kısmındaki tahta külah 19. asır ilâvesidir. Kale mescidinin minâre vazîfesini de görür. Kale mescidi harâbe hâldedir. Kûfî kitâbede “İnanç Beygu Alp Tuğrul Bey Ebi’l Muzaffer Kasım” okunmaktadır. Anadolu’nun bilinen en eski Selçuklu minâresidir.

Tabyalar: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Erzurum’u savunmak maksadıyla yapılmıştır. Aziziye Tabyasında büyük bir anıt vardır. Kahraman Erzurum kadınlarını temsil eden Nene Hâtun kabri buradadır. Nene Hâtun Türk târihine “93 Harbi” diye geçen 1878 Türk-Rus savaşında destanlaşan kahraman, yiğit bir Türk kadınıdır. Sivişli köyündendir. 1857-1955 yılları arasında yaşamıştır. 98 yaşında vefât etmiştir. Aziziye Tabyası Abdülazîz’in emriyle Topdağı’nda Erzurum Vâlisi Müşir Fosfor Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 27 Ekim 1877’de geri çekilen Gâzi Ahmed Muhtar Paşa emrindeki ordu ve Erzurum halkı Ruslara karşı başarılı bir savunma vererek Rusları geriye püskürtmüştü. Bu savunma, Avrupa’da kurmaylara ders olarak okutulmaktadır. Aziziye’den başka Mecidiye, Ağzıaçık ve Sivişli, Ahali, Dolangez, Büyük Hüyük, Küçük Hüyük, B. Kiremetli, K. Kiremitli bilhassa Uzun Ahmed tabyaları vardır.
Şehitlik: Sultan Abdülmecîd Han devrinde yapılmış olup, 93 Harbi, Birinci Dünyâ Harbi, İstiklâl Harbi ve sonrası bâzı şehitleri sînesinde toplamıştır.

Mesîre Yerleri: Erzurum târihî zenginliği yanında tabiî güzellikleri ile de meşhurdur. Bâzı mesîre yerleri şunlardır:

Hasankale: İl merkezine 39 km uzaklıktadır. Şifâlı su kaynakları ve yeşillikleriyle ünlüdür.
 
Türbe: İl merkezine 3 km uzaklıkta, mübârek bir İslâm büyüğü olan Abdurrahmân Gâzinin türbesinin bulunduğu yerdir. Erzurum’un içinde şifâlı sularıyla meşhur bir ziyâret ve dinlenme yeridir. Manzarası ve havası çok güzeldir. Suları böbrek hastalarına iyi gelir.

Tortum Çağlayanı ve Gölü: Türkiye’nin en yüksek çağlayanıdır. Sular 50 metre yükseklikten aşağı düşer. Çağlayan ve gölün manzarası çok güzeldir.Suları berrak olup, bol balık bulunur. Basamaklı kalker bankların üzerinden düşüş yapan sular yüksekliğin fazlalığı ve düşüşün sertliği ile çok güzel bir manzara meydana getirir.

Palandöken Telesiyej Hattı ve Kayak Tesisleri: Erzurum’a 6 km uzaklıkta ve 2250-3176 m irtifada bulunan bu tesislerde senenin 7 ayı kayak yapılabilir. Saatte 300 kişilik taşıma kapasitesi olan telesiyej hattında üç ana istasyon vardır.

Kaplıcaları: Şifâlı su bakımından zengin olan Erzurum’da bu kaynaklardan yeteri kadar faydalanılamamaktadır.

Pasinler Kaplıcası: Pasinler ilçesi yakınındadır. Mâdensuyu niteliğindeki suyu şişelenmektedir. Kaplıcada terminal tesisler vardır.

Ilıca Kaplıcası: Ilıca ilçesindedir. Mîde,barsak, karaciğer, safrakesesi ve şeker hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıcanın yanında konaklama tesisleri vardır.

Akdağ Kaplıcası: Merkez ilçeye 28 km uzaklıkta, Erzurum-Artvin karayolu üzerindedir. Suyu mîde, barsak, karaciğer, safrakesesi ve şeker hastalıklarında faydalıdır.

Anadolu’nun en eski devletlerinden olan Hititlerin sınır bölgesinde bulunan Erzurum, târihî göç ve istilâ yolları üzerinde bulunduğundan, pekçok savaşlara sahne oldu. Hurriler, Asurlar, Kimmerler, İstikler (Sakalar)bölgeye hâkim oldular. Medler bu bölgeyi ele geçiremedilerse de burayı M.Ö. 6. asırda Persler istila etti. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, İran’ı yenerek bu bölgeyi ele geçirdi. İskender’in ölümü ile Selökidler, sonra da Roma İmparatorluğunun eline geçen bu bölge, Romalılarla Partlar arasında kanlı savaşlara sebeb oldu. Roma’nın bölünmesiyle M.S. 195’te Erzurum, Bizans’ın (Doğu Roma) payına düştü. Bizanslılar ile Partların halefi Sâsâniler arasında el değiştirdi. M.S. 422’de Bizanslılar Erzurum’a yakın yerde “Theodosiopolis” şehrini kurdular.

Hazret-i Ömer zamânında 633 senesinde İslâm ordusu Erzurum ve Theodosiopolis’i fethetti. Müslümanlar Theodosiopolis’e “Kaalikalâ” ismini verdi. Bu şehrin nüfûsu kısa zamanda 200 bine ulaştı. O devirde Erzurum dünyânın en büyük şehirlerinin başında geliyordu.

İslâm devletleri; kendi aralarında iç mücâdelelere başlayıp, zayıflayınca, Bizanslılar, Erzurum’u ve diğer şehirleri geri aldı. Oğuz Türklerinden Selçuklular, 1071 Malazgirt Zaferinden 22 sene önce 1048’de Pasinler Meydan Muhârebesinde Bizanslıları yenerek Erzurum’u Tuğrul Bey, kardeşi Çağrı Bey ve ilerde Anadolu Fâtihi ünvânını alacak olan Süleymân Şahın babası Şehzâde Kutalmış Bey fethettiler. Fakat anlaşma îcâbı Erzurum Bizans’a geri iâde edildi. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultânı Alparslan’ın kumandanlarından Ebü’l-Kasım, Bizanslıları yenerek Erzurum’u fethetti. Erzurum ve civârında Saltık (Saltuk)oğulları “Saltuklular” Beyliği kuruldu. Saltuklular Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliğidir. 1202 senesine kadar Erzurum Saltuklu Beyliğinin başşehriydi. 1202’de Konya’daki Anadolu Selçuklularına bağlı bir vilâyet oldu. 1242’de Moğolların eline düştü, böylece bölgeye İlhanlılar sâhip oldular. 1335’te İlhanlılar dağılınca, Erzurum ve çevresi Eratna (Ertene)Türk beyliğine geçti. On dördüncü asır sonlarında Karakoyunlular ve sonra Timur Han, Erzurum’u ele geçirdi. On beşinci asır ortalarına kadar Timurlulara tâbi Karakoyunluların elinde kaldı. Karakoyunluların yerine geçen Akkoyunluların eline geçen Erzurum, 1502’de Akkoyunlulardan Safevî Hânedânının kurucusu Şah İsmâil Erzurum’u ele geçirdi. Safevîler zamânında Erzurum çok geriledi. 1514’te Yavuz Sultan Selim Han Erzurum’u fethetti. Safevîler Erzurum’u geri alınca, Kânûnî Sultan Süleymân Han Erzurum’u kesin olarak Osmanlı toprağına kattı.

Trabzon-Tebriz ticâret yolunun üzerinde bulunan Erzurum, serhat şehri (kalesi) ve İran’a yapılan seferlerin askerî üssü olarak Osmanlı devrinde yeniden bir eyâlet merkezi olarak çok gelişti. Kültür, sanat, sanâyi ve askerî merkez hâline geldi. Erzurum eyâleti; Erzurum, Erzincan, Gümüşhâne illeri ile Muş’un Malazgirt ve Bingöl’ün Kığı ilçelerini içine alıyordu. Erzurum 1828-1829, 1878 ve 1916’da 3 defâ Rus istilâsına mâruz kaldı. Bu istilâlar geçici olmakla berâber Ruslar çok büyük tahribat yaptılar. 1877-1878’de Müşir Gâzi Ahmed MuhtarPaşa doğuda Rusları ard arda birkaç defâ bozguna uğratmasına rağmen savaş, devamlı takviye alan Rusların lehine döndü.

Müşir Gâzi Ahmed Muhtar Paşa, Rus generali Tergukasof’u Halyaz Meydan Muhârebesinde yendi. Ayrıca Rus başkomutanı Ermeni asıllı Melikof’u Zivin Meydan Muhârebesinde perişan etti. Rus çarı, bu yenilginin üzerine Melikof’u azletti. Gâzi Ahmed Muhtar Paşa, Rus ordusunu Kars ve Gümrü arasında Gedikler Meydan Muhârebesinde üçüncü defâ yendi. Sultan İkinci Abdülhamîd Han, Ahmed Muhtar Paşaya “Gâzi” ünvânını verdi. 34 bin Türk askeri Yahniler Meydan Muhârebesini 74 bin Rus askerine karşı kazandı. Ruslar aşırı derecede kuvvet yığınca, Gâzi Ahmed Muhtar Paşa ordusunu Erzurum’a çekti. Böylece Türk ordusunun dağılması önlendi. Türk askeri ve Erzurum halkının harp târihine destan olarak geçen savunması karşısında Ruslar geri çekildilerse de aldıkları takviyelerin sonunda 9 Kasım 1877’de işgal ettikleri Erzurum’u 13 Temmuz 1878 târihine kadar ellerinde tuttular. Birinci Dünyâ Harbi sırasında tekrar Rus işgâline uğradı (1916). 1917’de Erzurum’u terk ederken şehri Ermeni çetelerine teslim ettiler. Ermeni çetelerinin tahribat ve katliâmı Ruslardan daha korkunç oldu.

Doğu Fâtihi Kâzım Karabekir komutasındaki Türk kuvvetleri, Erzurum’u Ermeni çetelerinden geri aldığında Erzurum harâbe hâlinde idi. Ermeni çetelerince binlerce insan katledilmiş, Selçuklu ve Osmanlılara âit târihî eserlerin çoğu imhâ edilmişti. İşgalci kuvvetlerin baskısıyle göç eden halkın bir kısmı yeniden Erzurum’a döndüler. 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresinde, İstiklâl Harbinin ve Millî Mücâdelenin temelleri atıldı. Cumhûriyet devrinde il olan Erzurum yeniden gelişmeye başladı. Hâli hazırda Doğu Anadolu’nun en büyük ve gelişmiş şehridir.